23 Ağustos 2017 Çarşamba
Duyurular

13. HAK TARİKAT GALİBİLİK

KADİRÎ, RUFAÎ TARÎKİ’NDEN GÂLİBİLİĞİN VERİLMESİ

Ağustos 1993’te manevî meclisin kararı ile Kadirî ve Rufaî tarikının rahmet zuhuru birleşimi “Gâlibî” olarak kol lütfedildi. O mecliste bulunan Allah’ın rahmet sıfatlarının tecelli ettiği yol bahtiyarları Gavs’ul-Azam Seyyit Abdulkâdir Geylâni, Seyyit Ahmede’r-Rufaî, Şeyh Ahmet Yesevi, Şeyh Ahmet Kuddusi, daha nice manevî büyüklerimiz tebliğleri ile hayli kişilerin manalarında da zuhuru görülmüş ve dosyada mevcuttur. Rabbım layık kılsın ve bütün kullarına istifade etmelerini nasip eylesin. Âmin. Rabbımın lütfu ihsanı olarak “Gâlibîlik” kolu verildi.

Bizler layık olduğumuz zaman Rabbim ihsan etmez mi, etmiyor mu? Gâlibîlik; kol verildi kol. Rabbim verdi diyorum; Ahmet Ağa, Mehmet Ağa değil. Dosyalar tasdik ve şahit dolu. Ne demek Gâlibîlik? Derviş demek, ehl-i tasavvuf demek, Peygamberinin getirdiği şeriatı yaşayan bahtiyar insan demek, müttaki demek, ittika sahibi demek, mümin demek. Dünyada yaşamayı da Allah’ın emri üzerine bilen, zamana göre yaşamayı bilen, teknolojiden, medeniyetten kaçmayan, zamana göre İslâm’ın şer’i hükümlerine müdrik, katılığa kaçmadan, Allah’tan korkutarak değil, sevdirerek yaşayan insan demek.

Galibilerin dünya ve ahiret künyesi; Ahad olan Allah’a, O’nun gönderdiği Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’ya, O’na verdiği Hz. Kur’an’a acabasız iman ile bağlı, Edille-i Şeriyye’ye uyumlu kitap, sünnet, zamana uyumlu icma, kıyas-ı fukuha prensibi ile, itikatta mezhebimiz imamı Maturidi, amelde mezhebimiz Hanefi, meşrebimiz Alevi (Ben İlim Şehriyim Ali Kapısı; Hitab-ı Resûl’e uyarak) yol olarak Kadirî ve Rufaî tariklerinin birleşiminden, TARİK-İ GÂLİBÎ’yiz.

Dünya bilsin ki; Galibîler dost cemâlini görerek gittiler. Taltif-i İlâhî’ye nâil olarak gittiler. Haybeye yürümediler.

Hazret-i Allah’ın sonsuz rahmetini hatırdan çıkarma. Haramlara dikkat et. Şımarma. Yaratanına eş, ortak koşma. Dosdoğru yürü. Samimi ol. Mümin olamaya çaba göster. Hazret-i Allah mümin olman için emr-i İlahi ile seni yükümlü ve müsait yaratmış. Mümin olmanın nedenlerine dikkat et. Maddi gıdaya muhtaç olduğun gibi, manevi gıdaya daha muhtaç yaratıldın. İhmal, manevi kaybın demektir. Savm, salat, hacc-u zekât, kelime-i şahadet gerekli. Kelime-i Tevhit, Müslüman olmak için gerekli. Kelime-i şahadet ise mümin olanın şahitlik belgesidir.

Maddesi ve manasıyla yaşadığı asra uyumlu ve bozulmadan devam edecek olan toplum olarak, Galibi ismi ile taltif edilen GALİBİLER… Hz. Allah’ın kullarına rahmetinden yarattığı sırrı gene Hz. Allah’ın rahmeti ile yaşayarak zuhurat-ı İlahilerin hayranı olan GALİBİLER, beni Âdem’e      “RUHUMU NEHYETTİM” anlamı, Sübut sıfatları yaşama zevkinin ŞAHİDİ, kulluk hazzına müdrik, Hz. Allah’ın bu türlü bilinmesinin peygamber efendilerimizin kaffesinin ve Allah tarafından ihsan edilen cümle semavi kitaplarını ve suhufları, Allah’a şirk koşmadan yapılan ibadet ve taatlarını Hz. Kur’an’da “KABUL ET” buyruğuna uyarak, Amentü’ye noksansız iman eden GALİBİLER….

Mensubinin durumları nispetinde İMECE USULÜ, başkalarından bir şey metbub etmeyerek ve vakıf namına ticareti yasaklayan ve fakir fukaranın ihtiyaçlarını listelerde gösterildiği gibi FİSEBİLİLLAH yerine getirmeye çalışan GALİBİ toplumlarının icraatına çok yerlerde VAKIF kurma imkânını bahşeden RABBIM’a sayısız rahmetinin yanında bir katre dahi olsa kulluk zevkimle nice nice rahmetine muhtac-ı müdrik hamd olsun derim.

Cennet mekân Hacı Mustafa Yardımedici Efendimiz hayatta iken de virdimiz aynı idi. Gece yarısı ehlî tasavvufa göre güneşin batışı ile doğuşu ortasıdır. Gece yarısından sonra o günün vird kapısı açılmıştır. Daha evvelki günün virdi bitmiştir. Bu türlü ölçüler peygamber efendilerimize ve varislerine verilen rahmeti ilâhiden gayrı düşünülemez. Felsefecinin ve akılcı dincilerin bu rahmeti ilâhi bilgilerinin dışında olduğundan nasipsiz gibidirler. Hazreti Allah cümle kullarına zikrullahı nasip etsin sevdirsin inşallah!…

Dergâhımız Kadirî ve Rufaî iken Allah’ın rahmeti iki nurun tecellisi olarak lütfedilen “Gâlibîlik” koluyla bahşedilen zamana göre, hakikatlerin dışına çıkmadan, lüzumuna binaen virdimizi yirmi dört saatte bir defa olarak, mühim anlarda kaldığımız yeri unutmamak şartı ile müsait olduğu zaman gecenin nısfına yani yarısına kadar bitirmemiz lazımdır.

 

Size verdiğim dersin huddemi, ağırlığı alınmıştır. Hiç duymaz, hissetmezsiniz. Depo yaparsınız, zengin olursunuz. Ama beşerin ölçüsüne göre değil. Kendimize vazife ithaf etmişsiniz. Devam edersiniz, ihmal etmezsiniz, manen çok zengin olursunuz.

 

Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında ya da bizzat kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı zikrederler, derhal günahlarından dolayı hemen tövbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki?. Bir de onlar işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler. (Â’li İmran, 135).

Hazreti Allah: Rahmetimi idrak ettiğin zaman Beni zikredin, nefsinizden zuhur eden günahları gördüğünüz zamanda Beni zikredin, tövbe istiğfar edin” buyuruyor. Mevlidi Nebevi’ye başlarken dahi merhum Süleyman Çelebi’nin: “Allah adın zikredelim evvela.” diye başlaması gibi. Hazreti Resul-i Ekrem (S.A.V) Efendimizin buyurduğu: Allah’tan bir şey isteyeceğinizde salavat getirerek isteyiniz. Sonunda yine salavat getiriniz. İki salavat arasında dua ret olmaz. Çünkü Hazreti Allah’ın Kur’an-ı Azimüşşan’da “SALAVAT GETİRİNİZ” diye emri vardır. O bakımdan zikrullah da emri ilahîdir. Zikrullah ile yapılan dua ret olunmaz. Bunları da bilmek ehli imana göredir.

 

Yukarıda geçen ayet’i kerimede “ZİKRULLAH İLE TÖVBE İSTİĞFAR EDİNİZ” beyanındaki rumuzu iyi anla da zikrullaha karşı çıkma. “Karşı değilim” diyorsun amma Kur’an-ı Azimüşşan’da Allah’ın beyanına, aşığın aşkına, zakirin zikir zevkini bilmeden ters düşüyorsun. Dikkat et!.. Tekrar edeceğim: Akılcılık prensibinle bu türlü rahmeti ilâhiyi ölçmek aklın gücü dışındadır.

 

İmansızlar ancak Allah’tan korkmayıp istismara giderek sihirbazlık yaparlar. Hazreti Allah niçin bu türlü duaları kabul ediyor? diye hemen hatıra gelir. Hazreti Allah buyuruyor: Biz onların iplerini uzatırız. Bu türlü imkânlarını genişletiriz, azabımızı iyi tatsınlar diye. Onun için: Ey âdem! Haddini bil. İnsan olmak için Rabbına muhalefet etmeyesin. Delilsiz, rehbersiz bir yere gidilmez. Dünya böyledir; mana da böyledir. Tertibi tanzimi ilahîdir. Sakın bu yolun sahtelerini ölçü almayasın. Bunu ölçmek için Rabbımız her kuluna cüz’i irade vermiş. Cüz’i iraden yetmedi ise, hayatta iken Peygamber Efendimize, hayatta değilse vârisün-Nebiye sor. Bilmiyorsan vârisün-Nebi’yi, dua ve zikrullah ile Hazreti Allah’a sor.

Dünya hiçbir zaman bu türlü rahmetten mahrum değildir. “Bu zamanda yok” olamaz. Diyen kişi Allah’ı yeteri kadar tanımayıp ona zulmü uygun gören, madde âleminden başka nasip alamamış, ilmel-yakından öte bilgiye sahip olmayan akılcı dincilerdir. İnandıkları ilmi samimiyetle kabre götürebilirlerse sonsuz rahmeti ilâhiyeden nasiplerini alacaklarından şüphe etmesinler denildi.

Nakilci ilme sahip olanlarla da kendilerini indî ilahide eşit görmesinler. Zira bu türlü görüş gerçeklerle bağdaşmaz. Allah cümlesini hakikate erdirsin inşallah. “Emanet ehline verilmediği zaman siz kıyameti bekleyiniz”. Bu tebliğ maddede olduğu gibi esas mana için belirtilmiştir. Ehli iman gerçeği her zaman aramış ve bulmuştur.

Tasavvuf ve tarikatın zuhuru budur. Küllî rahmettir. Tasavvufsuz semavi din olmaz. Tarikat tasavvufun kollarıdır; fıkhın kollarının mezhepler olduğu gibi. Din ahlak ve güzelliktir. Çirkinlikler din değildir. Peygamber efendilerimizin bizlere tebliğ ettiği emri ilahiler öz olarak mekarimi ahlâktır. Dini olmayanda mekarimi ahlak olamaz. Varmış gibi görünse de satıhtadır. İçe yansımaz. Yani manasına hulul edemez. Hemcinsine ve Dinin manasına tecavüz ve tahrip umumiyetle bu türlü simalarda görülür.

Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı hatırlayıp zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbımız, sen bunu boşa yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru. (Â’li İmran, 191).

Galip Hasan KUŞÇUOĞLU (K.S.)

Kâdirî Rufâî ve Gâlibî Meşâyihi

Galibilik Oduncu 1 337572_315593781813280_1799412910_o Galibilik Oduncu 2 406574_315585811814077_1639691697_n

 

GALİBİ YOLU

Galibi yolunu bilmek istersen

Hakkın fermanıdır galibi yolu

Yol içinde yolu bulmak istersen

Asrın dermanıdır galibi yolu

Doğrudan Kur’an’dan alır ilhamı

Asrın idrakiyle söyler islâm’ı

Çağını tefsirdir onun kelâmı

Asrın irfanıdır galibi yolu

Medeniyet onda tekâmül bulur

Hikmet kayıp malı bulursa alır

Dinde güzelliğe hep hayran kalır

Hikmet mizanıdır galibi yolu

Demokrasi ile cumhuriyetle

Dini kaynaştırır yaşar milletle

Hizmet erbabını sever hürmetle

Ecdat hayranıdır galibi yolu

Dini anlatışta içtihat eder

Şeklide önemser hep öze gider

Zamanı yaşarda gün etmez heder

Günün lokmânıdır galibi yolu

Kin ve nefret bilmez sevgiyi yaşar

Fakir fukaraya hizmete koşar

Nefsi islâh için zikirle coşar

Hizmet yaranıdır galibi yolu

Kesretle vahdetle çağını yaşar

İnzivaya değil islâha koşar

Din adına terör yapana şaşar

Yobazlıkla bağdaşmaz galibi yolu

Mana birdir amma kavimler ayrı

Bir şekilde mana yaşanmaz gayri

Asra uyumsuzun olmuyor hayrı

Mana seyranıdır galibi yolu

Ey fazlı yetişir noktala sözü

Galibi yolunda buldun sen özü

Göster çağa yolunu açılsın gözü

Canlar cananıdır galibi yolu